Ethic Metal A.Ş.

Karbon Muhasebesi & Scope 3 Emisyonları: Değer Zincirinde Ölçüm, Yönetim ve Raporlama

  • Kütüphane
  • İklim
  • Karbon Muhasebesi & Scope 3 Emisyonları: Değer Zincirinde Ölçüm, Yönetim ve Raporlama
Scope 3 emisyonları, bir şirketin karbon ayak izinin en büyük bölümünü oluşturur. GHG Protokolü’nün 15 kategorisi üzerinden değer zinciri boyunca yapılan ölçüm, yönetim ve raporlama; sürdürülebilirlik stratejilerinin temelini oluşturur.
27.08.2025
İklim değişikliğiyle mücadelede iş dünyasının sorumluluğu, yalnızca kendi fabrikasının bacasını ya da ofisindeki elektriği azaltmakla sınırlı değildir. Artık şirketlerden, tüm değer zincirini kapsayan kapsamlı bir karbon muhasebesi yaklaşımı bekleniyor. Çünkü gerçek iklim etkisi, çoğu zaman görünmeyen alanlarda – yani tedarik zincirinde, ürünlerin kullanımında ve yaşam döngüsünün sonunda ortaya çıkıyor.

Bu noktada Scope 3 emisyonları, sürdürülebilirlik ajandasının merkezine oturmuş durumda. Ölçülmesi en zor ama aynı zamanda en kritik başlık. Günümüzde yatırımcıların, düzenleyicilerin ve tüketicilerin bir şirkete bakarken ilk sorguladıkları alanlardan biri Scope 3 performansı oluyor. Başka bir deyişle, karbonsuz bir gelecek vizyonu Scope 3’süz mümkün değil.


1. GHG Protokolü: Scope 3 ve 15 Kategori

GHG Protokolü – Corporate Value Chain (Scope 3) Standard şirketlerin değer zinciri boyunca ortaya çıkan dolaylı emisyonları kapsar ve bunları 15 kategori altında toplar. Bu sistematik ayrım, yalnızca “tedarik zinciri emisyonları” değil, aynı zamanda ürünün tüm yaşam döngüsünü kapsar.


Upstream (tedarik öncesi) kategoriler:
 
  1. Satın alınan ürün ve hizmetler – Hammaddeler, yarı mamuller ve hizmet alımları.
  2. Sermaye malları – Makine, ekipman, bina yatırımları gibi uzun vadeli varlıkların üretiminden kaynaklanan emisyonlar.
  3. Yakıt ve enerjiyle ilgili faaliyetler (Scope 1 ve 2 dışında kalan) – Örneğin enerji taşımacılığı veya yakıt çıkarımı.
  4. Ulaştırma ve dağıtım (upstream) – Tedarikçiden şirkete lojistik.
  5. Atık yönetimi – Şirket operasyonlarından kaynaklanan atıkların işlenmesi.
  6. İş seyahatleri – Çalışanların uçuş, tren, araç kullanımı vb. kaynaklı emisyonları.
  7. Çalışanların ulaşımları – Ev–iş arası yolculuklardan doğan emisyonlar.
  8. Kiralanan varlıklar (upstream) – Şirketin kiraladığı ancak doğrudan operasyonuna dahil olmayan varlıkların emisyonları.

 
Downstream (tedarik sonrası) kategoriler:

9. Ulaştırma ve dağıtım (downstream) – Şirketten müşteriye ürün lojistiği.
10. Satılan ürünlerin işlenmesi – Müşterilerin ürünleri kullanmadan önce yaptığı ek işlemler.
11. Satılan ürünlerin kullanımı – Ürünün kullanım ömrü boyunca yarattığı emisyonlar (ör. otomobil yakıt tüketimi).
12. Satılan ürünlerin yaşam sonu bertarafı – Ürünün geri dönüşümü, yakılması veya atık olarak yönetilmesi.
13. Kiralanan varlıklar (downstream) – Şirketin müşterilere kiraladığı varlıkların emisyonları.
14. Franchise operasyonları – Franchise iş modelindeki yan operasyonlardan kaynaklanan emisyonlar.
15. Yatırımlar – Finansal yatırımların neden olduğu emisyonlar.


Bu 15 kategorilik yapı sayesinde şirketler yalnızca kendi tesislerindeki değil, tüm değer zincirlerindeki etkilerini ölçebilmekte ve hangi aşamalarda öncelikli aksiyon alacaklarını belirleyebilmektedir.


2. Ölçümde İlk Adım: Screening ve Veri Yönetimi

Scope 3 hesaplamasında ilk adım screening sürecidir. Burada en yüksek emisyon payına sahip kategoriler belirlenir. Daha sonra şirketler, ya tedarikçilerden doğrudan veri toplar ya da sektör ortalamalarına dayalı varsayımsal veriler kullanır. Zamanla daha fazla ve doğru veri elde edildikçe hesaplamaların kalitesi artar.


3. Uluslararası Düzenlemeler: AB CSRD

Avrupa Birliği’nin Corporate Sustainability Reporting Directive (CSRD) düzenlemesi, büyük ve halka açık şirketlere kapsamlı sürdürülebilirlik raporlaması zorunluluğu getirmiştir. Bu kapsamda Scope 3 emisyonları da raporlanması gereken bilgiler arasında yer almaktadır.
Özellikle AB pazarında faaliyet gösteren şirketler için, Scope 3 hesaplamaları artık yalnızca çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda yasal bir yükümlülük haline gelmektedir.


4. Zorluklar ve Fırsatlar

Scope 3 raporlamasında en önemli zorluk, karmaşık tedarik zincirlerinden güvenilir veri toplayabilmektir. Çok katmanlı yapılarda her aşamadan doğru bilgi almak zaman ve kaynak gerektirir.
Bununla birlikte, iyi yönetilen Scope 3 çalışmaları şirketlere çeşitli avantajlar sunar:
  • Tedarik zincirinde verimlilik artışı,
  • Enerji ve kaynak kullanımında maliyet tasarrufu,
  • Sürdürülebilirlik raporlarında şeffaflık ve güvenilirlik,
  • Uluslararası pazarlarda uyum ve rekabet avantajı.

5. GHG Protokolü’nde Güncelleme Süreci

GHG Protokolü, Scope 3 standardını güncelleme çalışmalarını sürdürmektedir. Amaç; veri doğruluğunu artırmak, performans takibini iyileştirmek ve düşük karbonlu yatırımları daha güçlü biçimde desteklemektir. Böylece standardın hem sektörlere uygun hem de geleceğe uyumlu kalması hedeflenmektedir.


6. Türkiye Perspektifi: Yükselen Zorunluluklar

Türkiye’de karbon raporlaması son yıllarda hız kazanıyor. Henüz Scope 3 kapsamı yaygın ve detaylı şekilde uygulanmıyor olsa da, uluslararası regülasyonların baskısı şirketleri bu yönde hareket etmeye zorluyor. Özellikle:
  • Avrupa Birliği’nin CBAM düzenlemesi, Türkiye’den AB’ye ihracat yapan şirketlerin dolaylı emisyonlarını da göz önüne almasını gerektiriyor.
  • 2053 Net-Sıfır hedefi, ulusal politikaların önümüzdeki yıllarda kapsamı genişletmesini kaçınılmaz kılıyor.
  • Küresel değer zincirine entegre olmuş Türk şirketleri, rekabet gücünü koruyabilmek için Scope 3 raporlamasında şeffaflık ve metodolojik uyum sağlamak zorunda.
Kısacası, Türkiye’de Scope 3 emisyonlarının ölçülmesi artık yalnızca “iyi niyetli bir çevresel adım” değil; ekonomik sürdürülebilirlik ve ihracat pazarlarına erişim için stratejik bir gereklilik.


Sonuç

Scope 3 emisyonları, bir şirketin iklim etkisinin en kritik parçasıdır. Ölçümü ve yönetimi zor olsa da, şirketler için hem riskleri azaltan hem de fırsatları açığa çıkaran bir alandır. Doğru ele alındığında:
  • Yatırımcı nezdinde güven artırır,
  • Uluslararası pazarlarda uyum sağlar,
  • Ve en önemlisi, şirketin gerçekten düşük karbonlu bir gelecek vizyonuna katkı sunduğunu kanıtlar.
Türkiye’de faaliyet gösteren işletmeler için bu konu, yalnızca çevresel değil aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline gelmiştir. Gelecekte sürdürülebilir ve rekabetçi kalmak isteyen her şirketin ajandasında, Scope 3 artık en üst sıralarda yer almak zorunda.



Kaynaklar